Hikayeler

Bamsı Beyrek Destanı

Bamsı Beyrek

Oğuz beylerinden Kam Püre’nin bir oğlu yoktu. Kam Püre oğulda nasibi olmadığı için üzülürdü. Bir gün hanlar hanı Bayındır Han’ın davetine katıldı. Bayındır Han’ın dört bir yanında diğer Oğuz beylerinin oğullarını hizmet eder görünce ağlamaya başladı. “Benim de oğlum olsa, Bayındır Han’a hizmet etse, ben de oğluma baksam, onunla övünsem” diye feryad etti. Oğuz beylerinin duaları makbul idi. Böyle söyleyince kudretli Oğuz beyleri onun için dua ettiler,  “Allah Teala sana bir oğul versin.” dediler. Bunun üzerine Pay Piçen bey “Oğuz beyleri, benim için de dua edin. Allah Teala bana da bir kız versin.” dedi. Beyler ona da dua ettiler. Pay Piçen Bey bir kızı olursa Kam Püre’nin oğluna beşik kertmesi yapacağını söyledi.      Vakti zamanı gelince Kam Püre Bey’in bir oğlu, Pay Piçen Bey’in de bir kızı oldu. Herkes çok sevindi. Şölenler tertip edildi. Kam Püre Bey bezirganlarını, oğluna hediye almaları ve büyüyünce vermeleri için İstanbul’a gönderdi. Aradan epey zaman geçti. Oğlan on beş yaşına geldi. Çalımlı, kartal bakışlı bir yiğit oldu. Bezirganlar da artık Rum diyarından dönmekte idiler ve Kara Derbent ağzında konaklamışlardı. Onları takip eden kafirler fırsatını bulunca beş yüz kişi birden bezirganlara saldırdılar. Bezirganlardan bir kısmı kaçıp kurtuldu ve Oğuz diyarına geldi. Burada bir bey oğlu ile beraberinde bulunan kırk yiğidi gördüler, onlardan yardım istediler. Oğuz’un güzel yiğidi ki bu yiğit Pay Püre oğlu Bamsı idi. Yiğitlerini de yanına alıp kafirleri yakaladı. Onlara kılıç vurdu, bezirganların mallarını kurtardı. Bezirganlar bu iyiliğin ve yiğitliğin karşılığında getirdikleri hediyelerden vermek istediler, “Beğendiğin maldan aldan al!” dediler. Oğuz yiğidi bir boz aygır, bir altı kanatlı gürz ile bir de ak kirişli yayı beğendi. Bezirganlar bu duruma bozuldular. Bunun üzerine Bamsı “Bre bezirganlar! Çok şey mi istedim?” dedi. Bezirganlar “Çok değil ama bu seçtiklerin beyimizin oğlu içindir.” dediler. “Beyinizin oğlu kimdir?” diye sordu. “Pay Püre oğlu Bamsı’dır.” dediler. Bamsı kendini tanıtmadı ve atını kamçılayıp oradan uzaklaştı, babasının huzuruna vardı.

Bamsı babasına kafirleri tepelediğinden bahsederken ansızın bezirganlar huzura geldiler. Kendilerini kurtaran Oğuz yiğidini Pay Püre’nin yanında gördüklerinde hemen koşup elini öptüler. Pay Püre kendisi gibi bir bey dururken oğlunun elini öpmelerine kızdı. Onlar da bu durumun sebebini, yiğidin kendilerini nasıl kurtardığını anlattılar. Bunun üzerine Pay Püre Bey kudretli Oğuz beylerini çağırdı. Dede Korkut geldi, oğlana ad koydu. Adını Bamsı Beyrek koydu. Daha sonra beyler ava çıktılar. Bamsı Beyrek da boz aygırına bindi. Beylerle birlikte Ala dağa ava çıktı.

Bamsı Beyrek avda geyik kovalarken yeşil bir çayırlıkta Banu Çiçek’in otağına rast geldi. Orada Banu Çiçek ile karşılaştı. Kız kendini tanıtmadı ancak “Banu Çiçek sana görünmez. Ben onun dadısıyım. Seninle yarışalım. Beni yenersen onu da yenmiş olursun.” dedi. İkisi beraber at teptiler, Beyreğin atı geçti. Ok attılar, Beyreğin oku daha uzağa gitti. Güreş tuttular, Beyrek yendi. Güreş sonunda Banu Çiçek kendini tanıttı. Bamsı Beyrek altın yüzüğünü çıkarıp Banu Çiçek’in parmağına geçirdi. “Bu nişan yüzüğümüz olsun.” dedi.

Beyrek eve gidince olanları babasına anlattı. Babası Oğuz beylerine danıştı. Beylerin de münasip görmesiyle kızın istenmesine karar verildi. Dede Korkut’a durum anlatıldı. Dede Korkut, Banu Çiçek’in Deli Karçar adında bir ağabeyinin olduğunu, kız istemeye gelenleri öldürdüğünü haber verdi. Dede Korkut’a iki at verdiler. O da Banu Çiçek’i istemeye gitti. Kızı istemesiyle Deli Karçar Dede Korkut’un peşine düştü. Dede Korkut kaçtı. Atlardan biri yorulunca diğerine bindi. En sonunda Deli Karçar yetişip yakaladı ve tam öldürecekken Dede Korkut ism-i âzam duasını okudu. Deli Karçar’ın eli havada asılı kaldı. Deli Karçar aman diledi. Kız kardeşini vereceğini, ancak bazı şartlarının olduğunu söyledi. Bunlar; dişi görmemiş bin erkek deve getirilmesi, kısrak görmemiş bin aygır getirilmesi, kuyruksuz kulaksız bin köpek, koyun görmemiş bin koç ile bin de pireydi. Sonra Dede’nin duasıyla eli iyileşti. Dede Korkut da Pay Püre’nin yanına döndü.

Pay Püre Dede Korkut ile birlikte Deli Karçar’ın şartlarını zor da olsa yerine getirdikten sonra düğün kuruldu. Düğün esnasında Beyrek kırk yiğidiyle yiyip içip eğlenirken kafirin casusu bunların durumunu Bayburd Hisarının beyine haber verdi. Bayburd kafiri yedi yüz adamıyla birlikte gece yarısı saldırdı ve Beyreği esir aldı.

Sabah olunca kalkıp baktılar ki gelin odası paralanmış, Beyrek esir gitmiş. Beyreğin babası, anası, kardeşleri, Banu Çiçek ve diğer herkes ağladılar, karalar giydiler, feryad ettiler.

Aradan on altı yıl geçti. Beyrek’ten hiçbir haber ulaşmadı.

Bu kadar zaman geçip de Bamsı Beyrek’ten haber gelmemesi üzerine Deli Karçar etrafa haber saldı. Beyreğin dirisi haberini getirene mal, mülk, altın vereceğini, ölüsü haberini getirene de kız kardeşi Banu Çiçek’i vereceğini söyledi. Bunun üzerine Yalancı oğlu Yaltacuk, Beyrek’in daha önceden kendisine hediye ettiği gömleği kana bulayıp Beyrek öldü diye haber getirdi. Banu Çiçek gömleği tanıdı, ağlayıp feryad etti. Yaltacuk ile Banu Çiçeğin düğünleri için karar kılındı. Ancak Pay Püre Bey Yaltacuk’a inanmadı, bezirganlarını çağırıp oğlunun haberini getirmeleri için görevlendirdi. Bezirganlar gece gündüz yol gidip sonunda Bayburt Hisarında Beyreği buldular. Beyrek onları tanıdı. Onlar da olan biteni anlattılar. Beyrek bu duruma çok üzüldü, karalar giyip ağladı. Onun bu durumunu gören Bayburt hisarının beyinin kızı, kendisine kaçması için yardım edebileceğini, ancak daha sonra gelip kendisiyle evlenmesini istedi. Çünkü o da Beyreğe aşıktı. Beyrek bunu kabul etti. Sonra bey kızının yardımıyla kaleden kaçıp dışarıda otlamakta olan boz aygırını buldu. Atına binip baba yurduna doğru yola düştü. Yurduna yaklaşınca çobanları gördü, onlarla söyleşti, onu tanımadılar. Vardığında küçük kız kardeşini ağlarken buldu, onunla söyleşti, kardeşi tanımadı. Sonra büyük kız kardeşlerinin yanına geldi, onlarla söyleşti, onu tanımadılar. Herkes Beyrek dönmediği ve Banu Çiçek Yaltacuk’la evlenecek olduğu için ağlıyor, feryad ediyordu. Ama Beyreği tanımadılar, onu deli bir ozan sandılar. Bamsı Beyrek sırtına bir çuval geçirip deli görüntüsüne büründü, düğün evine gitti. Orada Yalancıoğlu Yaltacuk’a hakaretler yağdırdı. Diğer yiğitlere övgüler düzdü. Okuyla Yaltacuk’un nişan yüzüğünü paraladı. Deli gibi davrandığı ve deli görüntüsünün altında akıllı sözler sarfettiği için oradakilerin beğenisini kazandı. Kazan bey bu deli ozanın karnının doyurulmasını emretti. Karnını doyurdular. Beyrek daha sonra kazanları tepti, yemekleri döktü. Sonra isteği üzerine kadınların olduğu kısma götürdüler ve “Kazan beyimizin emridir, deli ozana karışmayın” dediler. Beyrek kopuzunu eline aldı, gelinin çıkıp oynamasını istedi. Kısırca yengeyi çıkardılar, “sen gelin değilsin” dedi. Boğazca Fatma’yı çıkardılar, “sen gelin değilsin” dedi. En sonunda Banu Çiçek kırmızı kaftanını giyip meydana çıktı, “gelin benim” dedi. Beyrek aldı kopuzunu, geline söz söyledi. Ona sitem etti, nişanlıyken niye kocaya vardığını sordu. Sonra kendini tanıttı. Banu Çiçek onu tanıdı ve birbirlerine kavuşup ağladılar. Sonra Beyreğin döndüğü haberini babası Kam Püre’ye ilettiler. Kam Püre ağlamaktan gözleri kör olduğu için “Eğer o Beyrek ise parmağını kanatıp kanını mendile silsin. Ben de gözüme süreyim. Eğer tekrar görmeye başlarsam gelen oğlumdur.” dedi. Sonra kanlı mendili gözüne sürünce Allahü Teala’nın kudretiyle gözleri tekrar görmeye başladı. Beyreğin döndüğüne çok sevindiler, ayaklarına kapandılar. Yalancıoğlu Yaltacuk ise korkusundan Dana sazına kaçtı. Beyrek onu takip etti. Tam sazlığı ateşe verecekken Yaltacuk saklandığı yerden çıkıp Beyreğin ayaklarına kapandı, aman diledi, af diledi. Beyrek onu affetti. Daha sonra Bayburt hisarında esir yiğitlerini hatırlayan Beyrek, onları kurtarmaya gitmek için Kazan Bey’den izin istedi. Yoksa onları kurtarmadan Banu Çiçek ile evlenemeyeceğini bildirdi. Kazan Bey ferman çıkardı. Oğuz yiğitleri atlarına bindiler. Bayburt hisarına vardılar. Kıyamet gibi bir savaş oldu, meydan dolu baş oldu. Kafirler kılıçtan geçirildiler. Bamsı Beyrek yiğitlerini kurtardı, bey kızını da yanına aldı. Yurtlarına vardıklarında bu kırk yiğide Kazan Bey ve Bayındır Han kız verdiler. Beyrek de yedi kız kardeşini, bu yiğitlerden yedisine verdi. Kendisi de Banu Çiçek ile Bayburt hisarının beyinin kızını aldı. Kırk gün kırk gece düğün oldu. Beyrek ile yiğitleri muradlarına erdiler. Dedem Korkut geldi, “Bu Oğuzname Beyreğin olsun” dedi, ardından dualar etti.


PAYLAŞ :

Yazar Hakkında

Mehmet Sami AKBAŞ

Merhaba Ben Mehmet Sami Hoşgeldiniz Teknoloji ve İnternet meraklısıyım Bloğumda her konudan yazı bulabilirsiniz. Aklıma takılan merak ettiğim ne varsa sizinle paylaşmaya çalışıyorum Haydi durma sende bir göz at bilmediklerin vardır...

Yorum Yap