Hikayeler

Çemberlitaş Sütunu

Bu hafta sonu gezerken divan yolunda bulunan Çemberlitaş dikkatimi çekti. İlginç bir yapısı olan Sütun tarihini araştırayım bu sütun buraya nasıl gelmiş, kim getirmiş dedim. Evet doğru biraz araştırmacı yanım olduğu doğrudur. Güzel bir görüntüsü olan Çemberlitaş belki de oradan yüzlerce kez geçtik ama hiç merak ettiniz mi neden diye. Şimdi bir bakalım araştırmalarım sonucunda naçizane bir kaç bir şeyler buldum.

Orijinal yüksekliği 57 metre olan (bugün yaklaşık 35 metre) Çemberlitaş’ın hikayesini ve sütun hakkındaki efsaneleri buyurun birlikte okuyalım….

Çemberlitaş Sütunu ya da Constantinus ( Konstantin) Sütunu, adını verdiği semtte, Divan yolu Caddesi üzerinde yer alır. M.S.330’lu yıllarda İmparator I. Konstantin onuruna, bugün Çemberlitaş olarak adlandırılan semte dikilmiş olan sütundur.

Yanık Sütun olarak da bilinen sütun, dört basamaklı bir kaidenin üstünde, bileziklerle birbirine bağlanmış ve her biri 3 ton ağırlığında ve 3 m. çapında olan 8 sütunun üst üste bindirilmesiyle oluşturulmuştur. Kesinliği ispat edilmemekle birlikte, sütun’un alt kısmında, İsa peygamber’in Kudüs’de olduğu varsayılan mezarından buraya getirtilmiş bazı eşyaların olduğu söylenmektedir. 

Bizans imparatoru Kostantin, bu sütunu Roma’daki Apollon tapınağından söktürterek, eskiden Forum Kostantin olarak bilinen günümüzdeki yerine diktirmiştir. Sütunun üzerinde doğan güneşi selamlayan bir Apollon heykeli bulunurken, İstanbul’a dikildiğinde İmparator Konstantin bu heykel yerine kendi heykelini koydurtmuştur.

İstanbul’u sarsan deprem ve yangınlardan Çemberlitaş Sütunu da büyük ölçüde etkilenmiştir. 418 yılında sütunun alttaki parçalarından biri düşmüş ve yıkılmasını önlemek amacıyla sütun demir çemberler içerisine alınmıştır. Ardından peş peşe gelen yangınlar taşları yakmış, heykelin elindeki mızrak 542 depreminde, bazı parçaları ise 869depreminde düşmüştür.

Çemberlitaş eski görüntüsü

III. Nikeforos Botaniates döneminde (1078-1081) yıldırımla hasar alan sütun, I. Aleksios döneminde de (1081-1118) şiddetli bir fırtınadan zarar görmüştür. İmparator I. Manuel Komnenos (1143-1180) anıtı yeniden tamir ettirmiş; üzerine de korint üslubunda bir başlık ve tunçtan bir haç koydurmuştur. Ayrıca dikilitaşın çevresine çepeçevre kuşatan bir kitabe yazdırmıştır.

Bizans’ın son dönemlerinde “Haçlı Anıt” olarak tanınan sütunun,1453’de  İstanbul’un fethinden sonra üzerindeki haç indirilmiştir. Anıt, Osmanlı zamanında ilk kez 15.yüzyılın sonlarında Yavuz Sultan Selim döneminde yenilenmiştir.  Ayrıca sütunun kaidesi kesme taşlarla örülerek, yüksekliği 11.metreyi bulan bir kılıf içerisine alınmıştır.

Sultan II. Mustafa (1695-1703) yeni bir yangın geçiren sütunu tamir ettirmiş olsa da, taşının kararmasından ötürü halkın verdiği “Yanık Taş” adı kaynaklara geçmiştir. 1779yılında I. Abdülhamit’in emriyle sütundaki çemberler  tekrar yenilenmiştir.

 1999 Marmara depreminden sonra Çemberlitaş Sütunu’nun durumuna daha önem verilmiş; depremin verdiği zararın ve sütunun statik durumunun tespiti için araştırmalar yapılmıştır.

 2003 yılında başlatılan restorasyonda yılların birikimi olan kirli yüzey ve çimento bazlı dolguların bir kısmı temizlenmiş, üzerinde çatlaklar bulunan sütunda yeni taş kayıpları olmaması için geçici tahkim çemberleri yapılarak, sütun bir kat daha çemberle sarılmıştır. Toplam yedi yıl süren çalışmalar sonunda sütun bugünkü görünümüne kavuşmuştur.

Çemberlitaş Sütunu Efsanesi: Kutsal Emanetler

Bu noktada bahsedeceğim kutsal emanetler, yukarıda da belirttiğim gibi Hz İsa ile alakalıdır. Çemberlitaş sütunu efsanesi; Hz İsa’nın gerildiği haçın tahtalarının, çivilerinin ve kafasına takılan dikenli telin, bu sütunun altına gömüldüğü rivayetine dayanır. Kimi yazarlara göre emanetleri Kudüs’ten getirten Konstantin’in bizzat kendisi iken, kimi yazarlara göre de bu annesi Helena’dır. Sonuçta buna ön ayak olan kim olursa olsun, imparatorun izni olmadan mukaddesatlar sütunun altına yerleştirilemezdi. Neyse, gerçekten de Çemberlitaş’ın altında bir yer altı mezarı bulunur. Hatta Osmanlı Devleti zamanında burada bir kuyu açılmış (tam yerini öğrenemedim). Tarihçilerin görüşleri ekseriyetle, 1204 Latin istilası sırasında bunların yağmalandığı yönündedir.

Kimi Hıristiyanların inancına göre Fatih Sultan Mehmet Han, fetihten sonra 11. Konstantin’in naaşını hiçbir zaman bulamadı. İnanışa göre aslında imparator, Çemberlitaş sütunun altında yatıyor. Bir gün Hıristiyanlar (Yunanlar) tekrar İstanbul’u ele geçirdiklerinde yattığı yerden kalkacak ve Müslümanları meydandan uzaklaştıracak rivayetleri bulunmaktadır.

PAYLAŞ :

Yazar Hakkında

Mehmet Sami AKBAŞ

Merhaba Ben Mehmet Sami Hoşgeldiniz Teknoloji ve İnternet meraklısıyım Bloğumda her konudan yazı bulabilirsiniz. Aklıma takılan merak ettiğim ne varsa sizinle paylaşmaya çalışıyorum Haydi durma sende bir göz at bilmediklerin vardır...

Yorum Yap