Hikayeler

Damat Mahmud Celaleddin Paşa

Damat Mahmud Celaleddin Paşa (1853-1903) 

Damat Mahmud Celaleddin Paşa, Mahmut Celaleddin Âsaf, (d. İstanbul 1853 – ö. Brüksel 17 Aralık 1903), Osmanlı devlet adamı, şair ve  yazarı

Kaptan-ı Derya Gürcü Halil Rifat Paşa’nın oğlu, padişah Abdülmecit’in damadı ve Prens Sabahattin’in babası olan Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemi şair ve yazarıdır.

Hayatı

1853 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası, yenilik taraftarı  bir II. Mahmud’un kızı Saliha Sultan’la evlenmiş olan Saliha Sultan ölünce de , İsmet Hanımla evlenen kaptan-ı deryâ Damat Gürcü Halil Rifat Paşa’dır.  Mahmud Celaleddin Paşa   babasının  ikinci eşi İsmet Hanım’dan dünyaya gelir. Babasını, daha iki  yaşında iken kaybedince   özel öğrenim görerek yetişir. Önce Bab- Ali de işe başlar. Daha sonra çeşitli devlet memurluklarında bulunur. Paris konsolosluğunda iki yıl görev yaparak Fransızcasını da iyice geliştirir.

İlk evliliğini İffet Hanım’la  yapmış ve üç çocuğu olmuştur. 28 Aralık 1876’da  Abdülmecit’in kızı Seniha Sultan’la evlenir . Bu evlilik akabinde  şurayı devlet üyeliğine   atanır  ve  bu evlilikten oğlu Prens Sabahattin ve Lütfullah Bey dünyaya gelir.

II. Abdülhamit’in tahta geçmesinden sonra  30 Mart 1877’de vezir olur.  18 Nisan 1878’de Mehmet Sadık Paşa kabinesinde  Adliye Nazırı olarak görev alır.

Nazırlığı sırasında Adliye nezaretinde yeni düzenlemeler yaparak  genel affın kapsamını genişletir. Nezarete bir çok  tayin yaparak    muhakeme usul kanunu yeniden düzenleyerek, adli, hukuki ve cezai davların ayrı mahkemlerde yapılmasını önerir.

Abdülhamit’i tahttan indirmek üzere örgütlenen  Skelyeri-Aziz Bey komitesi ile karısı Seniha Sultan ve kendisinin  ilişkisi olduğu gerekçesi ile adliye nazırlığı görevinden alınana kadar II. Abdülhamit’in en yakın adamlarından birisi olmuştur.  Bu komite işe bağlantısı olmadığı ortaya çıkınca kendisine Evkaf Nazırlığı ve Şura-yı Devlet üyeliği teklif edilirse de  Padişah’a gücendiği için   bu görevi kabul etmez.

Mahmut Celaleddin Paşa,  bu yıllarda konağını  devrin şairlerinin toplandığı bir merkez haline getirir. Manastırlı Rıfat ona Asaf mahlasını verince  Âsaf mahlasıyla şiirler yazan Paşa,  saderete yönelik  eleştiri ve öneriler de kaleme  almaya başlar.  Hersekli Arif Hikmet,  Üsküdarlı Talat ve Safi  gibi devrin önemli şairleri konağının ve şuara meclisinin müdavimleri arasındadır. Tanzimat  şairleri ile  de yakın ilişkiler içindedir.

Bu yıllarda Bağdat Demir Yolu ihalesinde  İngilizlerin ortak olduğu bir şirkete verilmesi için aracılık ederse de ihale Almanlarada kalır.

Avrupa Yılları

Bu olaydan sonra II. Abdülhamit’e karşı açıkça cephe almaya başlar.  1899 da II. Abdülhamit’e olan muhalefeti nedeniyle iki oğlu Prens Sabahattin ve Prens Lütfullah’la birlikte Avrupa’ya kaçar. Önce Marsilya’ya, oradan, Paris’e gider. Paristeki Jön Türklerle bir araya gelir.  Bazı Jön Türkler’in hükümetle anlaşıp yurda dönmesinden sonra  Paris’te kalan Jön Türklerin lideri haline gelir Öellikle Pren Sabahattin’in çalışmları ile şairleri bir arada toplar. Çeşitli gazetelerde  padişahı ve çevresindekileri ağır bir dille eleştiren yazılarını yayımlatır.

Cenevre’de çİshak Sükûti,  tarafından çıkartılan  Osmanlı Gazetesi’nin  sahibi olur. Osmanlı Gazetesi’nde sarayı ve saraydakileri eleştirmeye başlar.  Osmanlı Gazetesi’ni Londra’da çıkarmak için oğulları ile 29 Mayıs 1900’de İngiltere’ye gider ve  1900’den itibaren gazeteyi Londra’da yayımlamaya başlar. Bu yıllarda   İstanbul’a dönmesini talep eden saray ile arasında gittikçe sertleşen pazarlık ve yazışmalar da devam etmektedir.

İstanbul hükümetinin baskıları sonucu Londra’dan da ayrılarak Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa’nın davetiyle Mısır’a gider. “Kânûn-i ‘Esâsî Gazetesi’”nin çıkarılmasına yardım ederek Asâf Divanı ‘yla, Tezkire-i ulemâ adlı eserini Kahire’de bastırır.

Son yılları ve Jön Türk Kongresi

Mısır Hidivi ile arası bozlulunca  Paris’e döner. Paris havasına intibak edemediği için Korfu Adası’na gidince Yunan-Osmanlı ilişkilerinin gerginleşir. Korfu’da rahatsızlanır ve adadan ayrılır. . 4 Şubat 1902’de I. Jön Türk Kongresini  Fransa’da gerçekleştirir ve kongrenin fahri önderi olur.

Brüksel’de 17 Aralık 1903 yılında vefaat eder. II. Abdülhamit Han, cenazesinin İstanbul’a getirtmek ister. Paşa’nın cenazesi Fransa’da Père Lachaise Mezarlığı’ndaki Türk kabristanına defnedilir. Cenaze merasimi Jön Türkler’in mitingine dönüşür. 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanı üzerine naaşı İstanbul’a getirilir ve  Eyüp’te babasının mezarının da bulunduğu aile türbesine defnedilir.

Eserleri

“Âsaf” mahlası ile şiirler yazmış ve Asaf divanı adındaki divanının Mısır da bastırmıştır. Dönemin çeşitli dergilerinde yazı , eleştiri ve şiirleri yayımlanmıştır. Basılmış bir Divanı, ayrıca “Tezkir-i Ulema”, “Ulemay-ı Arabın Hilafet Hakkında Şer-i Mübin ve Ahbar-ı Sahiha”, “Damat Mahmut Paşa’dan Sultan Abdülhamit Han-ı Saniye Mektuplar” adlı basılmış risaleleri vardır.

Lüftundan anın teselli ettim
Allaha şükür tekemmül ettim

Ey bülbül hu şiyar dinle
Ahengime bakta sende inle

Bir gülşeni nevzemin açtım
Bin türlü çiçek bu yolda saçtım


PAYLAŞ :

Yazar Hakkında

Mehmet Sami AKBAŞ

Merhaba Ben Mehmet Sami Hoşgeldiniz Teknoloji ve İnternet meraklısıyım Bloğumda her konudan yazı bulabilirsiniz. Aklıma takılan merak ettiğim ne varsa sizinle paylaşmaya çalışıyorum Haydi durma sende bir göz at bilmediklerin vardır...

Yorum Yap