Hikayeler

Osmanlı Padişahlarının Cuma Alayı ve Cuma Selamlığı

Osmanlı padişahlarının cuma namazlarını kılmak üzere, merasimle camiye gitmelerine “Cuma Alayı” veya “Cuma Selamlığı” adı verilirdi.

Osmanlı padişahlarının katıldıkları sayılı törenlerden olması yönüyle her cuma günü cuma namazında yapılan bu tören padişahlığın ve halifeliğin alameti sayılmıştır. Osmanlı padişahlarına Anadolu Selçuklu sultanlarından geçmiş olan bu tören çeşitli değişiklikler geçirmiş olmakla birlikte Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına kadar uygulanmıştır. Hükümdar-halk bütünleşmesini sağlayan Cuma Selâmlığı sadece merasim ve dini yönüyle değil hukuki sosyal ve kültürel açılardan da büyük önem taşımaktaydı.

Osmanlı sultanlarının Cuma namazına gidişleri ve dönüşleri sırasında yapılan merasim. İslam devletlerinde Cuma namazının ictimai ehemmiyeti pek büyüktü. Osmanlı padişahları, kendilerinden önceki İslam hükümdarları gibi at üstünde ve bir merasimle büyük camilerden birine giderek Cuma namazlarını kılarlardı. Bilhassa halifeliğin Osmanlılara geçmesiyle Yavuz Sultan Selim Handan itibaren Osmanlı sultanları aynı zamanda İslam halifesi de oldukları için, bu hususa daha çok ehemmiyet vermişlerdir. Cuma namazının kılındığı ve hutbenin verildiği camilerin bütün Müslümanlara açık olması hükümdarın halkla temasının sağlanarak derdini ve dileğini ona açıklamasını sağlıyordu.

Padişahlar Sultan İkinci Abdülhamid Hana kadar, camilere, ata binerek giderlerdi. Rahatsızlığından dolayı Sultan Abdülhamid Hanın saltanat arabasıyla Cumaya gitmesinden sonra atla gidilmez oldu.

Cuma selamlığı merasiminde, askeri, mülki ve ilmiye sınıfından pek çok kimse bulunur, her sınıf askerden meydana gelen birlikler namazdan sonra padişahın önünde resmi geçitte bulunurlardı. Askerini seven, yüzyıllar boyu serhat boylarından zafer haberleri bekleyen ve atalarını yad eden halk da bu merasimleri büyük ilgi ile takip ederdi. O gün sokaklar bayram günleri gibi dolup taşardı.

Selamlıklara bütün şehzadeler, bazı yaverler, tüfekçiler ve hünkar çavuşları katılırdı. Selamlığın hangi camide yapılacağı bilinmediği için, halk Sultan Abdülhamid Han zamanında, Yıldız Sarayı’nda toplanır, orada iradeyi bekler, padişah çıkınca onunla birlikte hareket ederdi. Bu esnada alkışçı tabir olunanlar şöyle söylerlerdi:“Uğurun hayır ola, yaşın uzun ola, yolun açık ola. Saltanatına mağrur olma padişahım senden büyük Allah var.”

Son devirde otuz üç sene padişahlık yapan Sultan Abdülhamid Hanın selamlıkları hiç aksatmadığını, camide dert ve sıkıntısı olanların arzıhallerini alıp gerekeni yaptırdığını tarihi kaynaklar belirtmektedir. Sultan Abdülhamid Han, namaz kılıp kılmamak hakkında kimseye mecburiyet koymadığı gibi, baskıda da bulunmazdı. Yalnız veliahtların namaz kılmalarını ister, kılmayanları da ikaz ederdi.

Selamlık resmini seyir için gelen halk uzaklarda dururdu. Padişahı çok uzaktan da olsa görmeyi arzu eden halk, büyük bir kalabalık teşkil ederdi. Ecnebilere ise; bunlardan sefirler için mabeyn dairesinin önünde set üzerinde kapalı bir yer tahsis olunurdu. Sefirlere burada sigara, kahve vs. ikram edilirdi.

Padişahlar, selamlık merasimi için her hafta bir büyük camiye giderlerdi. Böylece halkın değişik camilerde sultanı görüp, dert ve şikayetlerini anlatabilmeleri mümkün olurdu. Cuma selamlığından sonra Balmumcu çiftliğine, Ihlamur ve Zincirlikuyu köşklerine, ara sıra saltanat kayığı ile Beylerbeyi’ne geziler yapılırdı.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi


PAYLAŞ :

Yazar Hakkında

Fatih BÜLBÜL

Yaptığım araştırmalar da özellikle dini konularda öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak bana gurur veriyor. Haydi hep beraber bilmediklerimizi birbirimize öğretelim..
Saygılarımla....

Yorum Yap