Hikayeler

Türkler Tarafından Verilmiş Muazzam Ayar

Türklere tarih boyunca kaba, barbar dediler ama bizleri bilmeden bize bu sözleri yakıştırmak onların ne kadar medeni olduklarını gösteriyor. Atalarımız savaşta veya herhangi bir yerde kimsenin tarihiyle alay etmemiş kimsenin diline, dinine karışmamış ve zorlamamıştır. Bizlerin naif ve yardımsever bir toplum olduğumuzu aslında onlar biliyorlar ama bunu kabullenemiyorlar. Türkler hazırcevap ve pratik zekasıyla tanınan bir Millettir.

İşte size tarihten Türkler Tarafından verilmiş muazzam ayarlar…

1. Barış Manço’nun Fransız Spikere Verdiği Muazzam Ayar

Barış Manço

Barış Manço ile Fransız spiker arasında geçen unutulmaz diyaloğu duymuş muydunuz?
Barış Manço, Fransa’da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur. 
Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir. Sürekli, ” İşte Türk, yani barbar, vahşi … ” demektedir… Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere ” Yanınızda kâğıt para var mı? ” diye sorar.
Bu soruya spiker şaşırır ve ” Evet var ama n’olacak ” der.
Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır.
Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında “Anahtar” adlı şarkısını söylemiştir… Bu şarkının bir bölümü şöyledir: ” Beş Akif- bir saat kulesi, iki kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, iki Mevlana-bir Sinan” Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir.
Barış Manço spikere sorar: ” bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim? ”
Spiker: “General… ”
Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar,
Spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır, “general… “, “amiral… “, “komutan… ” spikerin bu “falanca general, falanca amiral, falanca komutan” cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır.
Spikere der ki:
* Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy’dur. şairdir… 
* Bu fotoğraftaki kişi Mevlana’dır, düşünürdür… 
* Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet’dir. adaletin sembolüdür… 
* Bu paradaki kişi ise Atatürk’tür. “Yurtta barış, Dünyada barış” diyen kişidir… 
Bizim paralarımız bunlar… 
* Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına “şairlerimizin”, “düşünürlerimizin”,”bilim adamalarımızın” fotoğraflarını bastık…
Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!” der…
Barış Manço’nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri yayından alırlar, Başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar, Yeni spiker Barış Manço’dan ve Türkler’den özür diler, programa böylece devam edilir..


2. Necip Fazıl’ın Cezayirli Gence Verdiği Ayar

Necip Fazıl Kısakürek

Fransa’da bir toplantıda Cezayirli bir genç Necip Fazıl merhuma Fransızca sorar:
-Osmanlı emperyalist değil miydi? 

Necip Fazıl: “Evlâdım! Eğer Osmanlı emperyalist olsaydı, şu anda bu soruyu Fransızca değil, Türkçe sorardın!


3. Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’in Rus Çarına Verdiği Ayar

Şeyh Şamil

Rus çarı, hızlı hızlı yemek yiyen Şamil’i diğer krallara gösterir ve der ki;
“Şuna bakın neredeyse beni yiyecek.” 
Bu sözün üzerine yemek yemeği bırakan Şamil arkasına yaslanır ve Çar’a; 
“Merak buyurmayın Çar hazretleri benim dinimde domuz eti yemek haramdır, endişelenmeyin” der.


4. Fuat Paşa’nın İngiliz Elçisine Verdiği Ayar 

Fuat Paşa

Bir rivayete göre İngiliz elçisi dönemin Sadrazamı Fuat Paşa’ ya sorar:
– Girit’i kaça verirsiniz?
– Aldığımız fiyata.
– Yani?
– “27 yıl savaş karşılığı Sir, var mısınız”


5. Sultan Abdülaziz Hân ve Türk Kafası

Sultan Abdulazız

Sultan Abdülaziz Hân ve beraberindekiler, 1867’de Paris’te yeni imal edilmiş makinelerin görücüye çıktığı sergiyi gezmektedirler. Padişah, çember şeklinde bir cetvel ve önünde asılı kadife kaplı bir toptan meydana gelen makinenin önünde durur. Bu makine, günümüz lunaparklarında da görülen, topa atılan yumrukla kol kuvvetinin ölçüldüğü ilkel bir makinedir.

Osmanlı sultanı topun aldığı darbeye göre ibrenin cetvel üstünde hareket ettiği dinamometrenin adını sorar. Kısa süren bir kararsızlığın ardından bir Fransız yetkili yutkunarak cevap verir:

Mevsim yazdır ama buz gibi bir hava eser ortalıkta… Fransız kaşif, “Türk Kafası” adını verdiği makinenin önünde Osmanlı Padişahının duracağını nereden bilebilirdi ki? Demek Avrupa için Türklerin kafası yumruk atmaya yarıyordu. Sessizliği yine Sultan Abdülaziz Hân bozar:
“Halil Paşa, göster bakalım şunlara Türk kolunun kuvvetini!”
Kayserili Halil Paşa, Abdülaziz Hân gibi heybetli birisidir.

“Emriniz başım üstüne hünkârım!” dedikten sonra ceketini çıkarır ve gömleğinin kollarını sıvar. Herkes nefesini tutmuş olacakları beklemektedir. Halil Paşa yaradana sığınıp öyle bir yumruk savurur ki, dinamometrenin dağılan yuvarlak ibresi bir Fransız’ın, kopan topu başka bir Fransız’ın, yayları da etrafta toplanan öteki diğer Fransızların ayaklarının dibine savrulur.

Dağılan makinenin karşısındaki Halil Paşa alaycı bir dille şunları söyler:
“Bu Türk kafası değildir Sultanım! Bu olsa olsa, Avrupa kafası olmalı ki bir vuruşta dağıldı.”  


6. Sokullu Mehmed Paşa Verdiği Ayar

Sokullu Mehmed Paşa

Kıbrıs’ın fethi esnasında Venedik Elçisi Barbaro memleketten çıkarılmayarak İstanbul’da bırakılmıştı. Venedik elçisi, Osmanlı donanmasının 1571 senesinde İnebahtı’da yenilmesinden sonra Osmanlı Devleti’nin sulhe taraftar olup olmadığını ve Haçlılara tâviz verip vermeyeceğini anlamak istiyordu.
Bir mülakat esnasında Veziriazam Sokullu Mehmed Paşaya bu yenilgiyi alaylı bir şekilde anlatmaya kalkışmıştı.
Sokullu Mehmed Paşa ise ona:
“İnebahtı muharebesinden sonra cesaretimizin sönmediğini görüyorsunuz. Sizin zayiatınızla bizimki arasında fark vardır. Biz sizden bir krallık ver (yani Kıbrıs’ı) alarak kolunuzu kestik. Siz ise. donanmamızı yok etmekle sakalımızı tıraş etmiş oldunuz. Kesilmiş kol yerine gelmez: ama tıraş edilen sakal daha gür çıkar” diyerek tarihî bir cevapla Venedik elçisinin ağzının payını vermiştir.


7. Fatih’in Konstantin Paleologos verdiği Ayar

Fatih Sultan Mehmed

Bizans İmparatoru Konstantin Paleologos, İstanbul fethine hazırlanan genç padişaha elçilerini gönderir. Bizans imparatoru, rüşvet gibi, bazı yerlerin Osmanlı Devleti’ne verilmesi karşılığında kuşatmayı kaldırmasını teklif eder.

Genç hükümdar Fatih Sultan Mehmet, gözünü ufuklara dikerek, imparatorun elçilerine şu cevabı verir: “Benim gerçekleştireceğim şeylere sizin hayalleriniz dahi uzanamaz!”


PAYLAŞ :

Yazar Hakkında

Mehmet Sami AKBAŞ

Merhaba Ben Mehmet Sami Hoşgeldiniz Teknoloji ve İnternet meraklısıyım Bloğumda her konudan yazı bulabilirsiniz. Aklıma takılan merak ettiğim ne varsa sizinle paylaşmaya çalışıyorum Haydi durma sende bir göz at bilmediklerin vardır...

Yorum Yap